Milli Mücadele ve Lozan Müzesi


“Milli Mücadele ve Lozan Müzesi”nin Mübadele ve Göç Açısından Önemi  Lozan Barış Konferansı toplandığında öncelikle sığınmacılar ve esirler konusu ele alınmıştır. İngiltere temsilcisi Lord Curzon’un teklifi ve Milletler Cemiyeti görevlisi Nansen’in raporu doğrultusunda; Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Ortodoks Rumların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme uyarınca; İstanbul’daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya’daki Müslümanlar hariç Yunanistan’da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik bütün Ortodoks Rumlar Yunanistan’a gönderilmiştir. Mübadele sözleşmesi kapsamına 18 Ekim 1912 tarihinden sonra yurtlarını terk etmiş olanlar da alınarak mülteciler sorununa bir çözüm bulunmuş oldu.Tarihteki ilk ZORUNLU GÖÇ’ü içeren bu sözleşme ile iki milyon civarında insan yurtlarından kopartılarak, yeni yerleşim bölgelerinde yaşamaya mecbur edilmiştir. Tarihimizdeki bu kitlesel ve zorunlu göçe kısaca mübadele, bu insanlara da mübadil denilmiştir.
Lozan Barış Konferansı’nda son şekli verilen barış metni 24 Temmuz 1923’te, İsviçre’nin Lausanne kentinde; Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, S.S.C.B. ve Yugoslavya delegasyonu tarafından imzalanmıştır. Konferans Türkiye ile batılı ülkeler arasında, yıllardan beri süren savaş ortamına son vermek, barışı yeniden sağlamak amacıyla toplanmıştı.
Balkan Sorunu’nun, Türkler için ne büyük kanayan bir yara olduğu, yakın tarihteki kanlı olaylarla ortaya çıkmıştı. Uluslaşma Süreci’ne koşut olarak bu coğrafyada halklar, kendi ulusal devletlerini kurmak amacıyla, yüceltilen ulusçuluk ideolojisine koşut olarak eyleme geçmişlerdi. Bunun sonucunda, Balkanlar’da birçok ulusal devlet kuruldu. Bu yeni ulusal devletler, Türk ve Müslüman kitleleri, kendi  toplumsal yapıları için tehlike olarak görüyorlardı.
Devletlerin sınırları değiştikçe, yeni oluşan sınırın her iki yakasına doğru göç olgusu da ivme kazanmaktaydı. Böylece kurulan yeni devletlerin yarattığı baskılar, Türk ve Müslüman toplulukların Balkanlar’dan koparak, Anadolu’ya yönelik göçlerinde en belirleyici etken olarak ortaya çıkmıştı. İ. Tekeli’nin yerinde bir saptamasıyla; bu baskı ve göçe zorlama olgusunun başında, ağırlıklı olarak Balkanlar’da ortaya çıkan, etnik ve dini karakteri olan ulusçuluk kavramı gelmekteydi.
Bu süreç, kanlı bir süreçti. Şiddet, toplu ölümlere dayanan insan kıyımı, malların yağmalanması,  insan haklarını hiçe sayan totaliter uygulamalar ve faşizan zorlama yöntemleri bu göçe zorlama sürecinde her zaman vardı. Değişik zamanlarda insan haklarına müdahale olarak algılanması gereken bu zorlamalar, tarihsel dalgalanmalar biçiminde tekrarlanıp duruyordu. Balkanlar’dan Türk ve Müslüman kitleler, büyük yığınlar halinde Anadolu’ya doğru kopup geliyorlardı. Bu çekilişte yaşanan kanlı sahneler nedeniyle de, gelecekte oluşacak yeni düşmanlıkların ve hesaplaşmaların tohumları serpiliyordu.
Göçün zorunlu oluşu, konuyu hem kuramda, hem de uygulamada ayrıntılardan arındırıp, soruna kesin bir çözüm getirmişti. Karşılaşılabilecek daha derin ve çapraşık sorunlar büyük ölçüde tek düzeliğe indirilebildi. Böylece, türlü zorluklar getirmiş olmasına karşın, bu özellik göçü büyük ölçüde kolaylaştırmış ve uygulamayı hızlandırmıştır.
Lozan anlaşması sonrası iki ülke arasında yapılan halkların değişimi ile iki ülke geleceğini şekillendirmiştir, dine dayalı bu değişimin daha sonra bir çok acılara da sebep olduğu ortaya çıkmıştır, ortodoks dinine mensup Türk'lerinde  Yunanistan'a gönderilmesi bir çok insanın orada da çok zor kabul görmesine neden olmuştur.
Anadolu’dan göç eden Rumlar, Yunan hükümetinin beklentisin aksine, barınma problemleri ile karşılaşmışlar ve bu göçmenlerin beslenme, giyim ve bakım masrafları zaten kötü durumda olan Yunan ekonomisine ek bir yük bindirmiştir. Yunanistan’ı terk eden Müslümanlardan kalan yerlere sadece Rumların yüzde kırkı yerleştirilebilmiş, bu durum da göçmenlerin hayat şartlarının daha da kötüleşmesine yol açmıştır (Blanchard, 1925, s. 453). Türkiye’ye göç eden Müslümanlar için de durum çok farklı değildi. Özellikle gelenlerin sayısının gelenlerden çok daha az olması, yerleşme konusunda Yunanistan’a nazaran daha az sorunla karşılaşılacağı beklentisinin ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Ancak uygulamada ortaya çıkan sorunlar beklentilerin çok ötesindeydi. Türkiye’ye gelen göç- menlerin sorunları ile ilgilenmek üzere, TBMM 13 Ekim 1923’te Mübadele İmar ve İskân Vekâletinin kurulması kanununu kabul etmiş ve 20 Ekim’de de İzmir Mebusu Mustafa Necati Bey Mübadele, İmar ve İskân Vekilliğine seçilmiştir. Türkiye’ye gelen göçmenlerin nakilleri, yerleştirilmeleri ve üretici duruma getirilmelerinin planlanması Mübadele İmar ve İskân Kanunu ile yapılmıştır (Kodaman, 2008, s. 23). Fakat Vekâletin ne parası, ne örgütü ne de Necati Bey de dâhil bütün görevlilerin konu ile ilgisi bulunmaktaydı. Ayrıca “Vekâletin kurulmasından sonra işe alınan iskan memurlarının çoğu Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesiyle ordudan ayrılarak işsiz kalmış emekli askerlerdir. Bu memurlar mübadillere karşı katı tutum sergilemişlerdir” (Sezer, 2012, s. 23).
Mübadele Antlaşması sonucu Türkiye’ye gelen ve nü- fusun ancak yüzde üçünü oluşturan göçmenlere olan akademik ve siyasi ilgi de çok sınırlı kalmıştır. Nostalji ve göçmenliğin verdiği sıkıntılar sadece göçmenler arasında sözü edilen bir konu olarak kalmış ve hiçbir zaman bir ulusal sorun statüsüne yükselememiştir. Bu konudaki akademik ilgi son zamanlarda artmış ve mübadelenin insani yönünü araştı- ran tarihi çalışmalar, belgeseller ve canlı tarih çalışmaları daha sık kar- şımıza çıkmaya başlamıştır (Zürcher, 2003, s. 6-7).
        Trakya Üniversitesi Senato ve Yönetim Kurulu’nun aldığı karar ile Kurtuluş Savaşı boyunca Trakya Bölgesinde sürdürülen Milli Mücadele’nin ve Lozan Barış Antlaşması’nın halka anlatılmasını sağlamak üzere kurulan “Milli Mücadele ve Lozan Müzesi” açılışı 19 Nisan 2016 tarihinde yapıldı. Bu müzenin Lozan Barış antlaşması ile kazanılan Karaağaç’ta kurulması oldukça önem arz etmiştir. 1918-1922 yılları arasında Trakya bölgesinde yaşananları unutturmamak ve bu ruhu genç nesillere aktarmak, Milli Mücadele ruhu açısından Anadolu ile Rumeli arasında bir fark olmadığını belirterek Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinin mektuplarındaki özgürlük düşüncesinin bu müzede yansıtılması amaçlanmıştır. Lozan Antlaşmasına ait kitap, belge ve dokümanların sergileneceği “Lozan Müzesi’nin” düzenlenmesi için bazı araştırmalar yapılmış, müzenin bir odası “İnönü Vakfı”, bir odası da “Tarihi Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezleri Kurma ve Geliştirme Vakfı” tarafından bağışlanan kitap, belge ve bazı materyallerle düzenlenmiştir. Ayrıca Lozan ile ilgili bazı kitaplar da müzenin giriş koridoruna konulan bir camekânda sergilenmek üzere satın alınmıştır. Kurulduktan sonra özellikle de Rektörlük birimlerinin Karaağaç’tan Balkan yerleşkesine taşınmasını müteakip “Karaağaç yerleşkesi içerisinde mekân ihtiyacı dolayısıyla” müze birkaç defa yer değiştirmiştir. İlk taşınma Mimar Kemalettin’in eseri olan bir zamanlar Edirne istasyonu olarak hizmet veren ve günümüzde Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı olarak kullanılan binanın zemin katına olmuştur.Taşınma esnasında müzenin içeriğinde herhangi bir değişiklik olmamış, sadece mekandeğişikliği yapılmıştır. Milli Mücadele ve Lozan Müzesi Dr.Öğr.Üyesi Veysi AKIN küratörlüğünde kurulmuştur. III.Üniversite Müzeler Birliği Sempozyumunda ‘’War of Independence And Lausanne Museum’’başlığıyla yer almıştır. Resim: “Milli Mücadele ve Lozan Müzesi”“Milli

Mücadele ve Lozan Müzesi”nde Sergileme Planı A Odası: Biyografiler; Trakya'da Milli Mücadeleye katılmış, Trakya PaşaeliMüdafa'a-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti'nin kuruculuğunda bulunmuş ve hizmet etmiş kişilerden bazılarının hayat hikâyeleri ve resimlerinden oluşmaktadır. Resim:TrakyaPaşaeli Cemiyeti Odası B Odası: Milli Mücadele dönemi Edirne mitingleri. C Odası:, Trakya'nın Yunan askerlerince işgali. D Odası: Trakya'nın kurtuluşuna giden yol. Birinci Kat: Trakya'nın Kurtuluşu ve Lozan F Odası: Trakya'nın kurtuluşu. G Odası: Lozan Konferansı ve Barış Antlaşması. H Odası: Lozan Konferansına ait karikatürler ve resimler. Sonuç; Bu çalışma sayesinde medeniyetimizin temel taşı niteliğinde olan Balkanlar ve Edirne’mizin çektiği çileleri ve gördüğü mezalimlerin bir bölümünü belgelere dayanarak gelecek kuşaklara aktarmayı hedefleyen bir bakış açısıyla, Lozan Barış Antlaşmasıyla bize bırakılan Karaağaç semtinde yer alması oldukça önemli bir mesajdır.  Bu çalışmalarla geçmişi hatırlayarak geleceğe ışık tutmayı hedeflemiş bulunmaktayız. Kaynakça: BLANCHARD, R. (1925) “The Exchange of Populations between Greece and Turkey”, Geographical Review, Sayı: 15, No. 3, s. 449-456. KODAMAN, Ö. (2008) Türkiye İle Yunanistan Arasında Nüfus Mü- badelesi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi. SEZER, S. (2012) Lozan ve Mübadele. T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi, Atatürk ilkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları: İstanbul. ZÜRCHER, E.J. (2003) “Greek and Turkish Refugees and Deportees, 1919-1924”, Web Erişim: www.transanatolie.com/english/ turkey/ turks/ottomans/ejz18.pdf. AKIN, V., “Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) ”, Türkler, C.16, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002. (Ocak 2002) AKIN, V., Trakya’nın Türklere Devir Teslimi, TC Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları Ankara 1996. (Ocak 1996) AKIN, V., “Milli Mücadele Fikrinin Doğuşu”, Türk Yurdu, XVII/122 (Ekim 1997), Ankara s. 7-11.

Bu içerik 03.09.2020 tarihinde yayınlandı ve toplam 374 kez okundu.